TARİHÇE

İrtifa kaybeden Gençlerbirliği, üst üste iki sezon küme düşmekten zor kurtuldu. Bu kâbusun ortasında 2008’de Türkiye Kupası finaline çıkmayı başararak “ne olursa olsun yine de Gençlerbirliği’dir” dedirtti – finalde Kayserispor’a penaltılarla mağlup oldu. 2010’da kazanılan Türkiye A2 Ligi şampiyonluğu, altyapının “durmadığının” işaretiydi.

32 yıl sonra bir bronz madalya daha takıldı: Gençlerbirliği lig üçüncüsü oldu. Ersun Yanal’ın teknik direktörlüğündeki Gençlerbirliği, ertesi sezon da (2003/2004) Blackburn Rovers, Sporting Lizbon, Parma’yı eleyip, kupayı kazanacak olan Valencia’ya sezonun tek mağlubiyetini tattırarak, UEFA’nın internet sitesinde yılın sürpriz takımı olarak tanıtıldı. O iki parlak sezonun hayal kırıklığı, iki Türkiye Kupası finali oynayıp ikisinde de Trabzonspor’a yenilmek oldu.

Finalde Fenerbahçe’yi penaltılarla yenen Gençlerbirliği, ikinci kez Türkiye Kupası şampiyonluğunu kazandı. Ertesi sezon (2002) Türkiye PAF (Profesyonel Adayı Futbolcular) Ligi şampiyonluğu kazanan PAF takımı, altyapıya verilen emeği taçlandırdı.

Üç Afrikalı, Kushe-Moshoeu-Kona’lı takım heyecan verici oyunuyla 5. oldu. Gençlerbirliği, “büyüklere” kafa tutması yanında yetiştirdiği oyuncularla futbol kamuoyunda şöhret kazandı bu yıllarda. Kilimli’den gencecik alınıp Galatasaray’da UEFA Kupası kaldıran Ergün Penbe, altyapıdan yetişen ve Fenerbahçe’ye transferi olay olan Tarık Daşgün, yine altyapıdan yetişen ve Fenerbahçe’de yıllarca kaptanlık yapan Ümit Özat, Kamerun’dan terütaze alınıp Real Madrid’e transfer edilen Geremi, Gençlerbirliği “yetiştiriciliğinin” en ünlü mahsulleriydi.

2. Ligde misafirlik sadece bir sene sürdü. Gençlerbirliği en yakın rakibine 16 puan fark atarak 1. Lige geri döndü. Yönetim artık daha dikkatli idi. Altyapı ve tesisleşmeye yöneldiler.

1 2 3 4