HABERLER

6 Mart 2013

Jımmy Durmaz: “Bu kulüpte herkes çok iyi!”

İsmi sizi yanıltmasın; Gençlerbirliği’nin yeni yıldızının kökenleri Mardin Midyat’a dayanıyor. Malmö formasıyla Avrupa Ligi’nde oynamış Jimmy Durmaz, şu an kariyeri için en doğru yerde olduğuna inanıyor

Hurşut Meriç’i Türkiye’ye geldiği ilk günden beri hareketli ve şakacı olmasıyla biliyoruz. Hatta bize “Benim kafa biraz kırık” demişliği bile var. Hurşut senin de kendisi gibi olduğunu söylüyor. Doğru mu?

Yalan! Kimse Hurşut kadar çılgın olamaz. Onunla iyi anlaşıyoruz. Bazen şakalarıyla beni kızdırıyor. Sonra ben de ona şakalar yapıyorum. Takımdaki bütün arkadaşlarım çok iyi insanlar. Kulüpte çok eğleniyoruz. Takım olarak bir aradaysak ortam çok eğlenceli bir hale geliyor. Bizi tanımayan biri takımın arasına karışsa girse gülerek çıkar.

Seni benden başka Bob Marley’e benzetenler var mı?

Çok hem de. Bunu farklı farklı yerlerde defalarca duydum. Bazen beni yolda görenler yüzüme uzun uzun bakıyor. Tanıdıklarından değil, Bob Marley’e benzettikleri için bakıyorlar.

Saçlarına rasta yaptırmayı düşünüyor musun?

Aslında rasta olayını ciddi ciddi düşündüm ama etrafın tepkisinden çekinip vazgeçtim. Sadece saç şekli olarak değil düşünce şekli, inanç şekli olarak da rastayı merak ettim. Öğrencilik yıllarımda tam bir Bob Marley hayranıydım. Hâlâ da öyleyim. Hakkındaki her şeyi okumaya çalışırım. Jamaika için yaptıklarından ve hayatından çok etkilendim. Hatta yakın zamanda bir belgeselini izledim. Büyüdüğü yerleri, babasının ailesinin onu nasıl dışladığını ve hastalığını anlatıyordu. Gerçekten etkilendim. Özellikle de futbol sevgisinden. Bütün şarkılarını ezbere biliyorum. Türk müziğini de seviyorum. Çocukluğumdan beri İbrahim Tatlıses dinlerim. (Burada tercümanlığımızı yapan Emrah Atasoy araya giriyor: “Bir gün acil bir işim çıktı. Jimmy’nin arabasını ödünç aldım. Kontağı çalıştırır çalıştırmaz son ses Ankara oyun havası çalmaya başladı! Neye uğradığımı şaşırdım!” Jimmy uzun uzun güldükten sonra ekliyor: “Buna alışsan iyi olur dostum. Çok eğleniyorum Ankara müziklerini dinlerken.”)

Galatasaray’la oynayacağınız maçtan önce sana maçta gol atıp atamayacağını sormuşlardı. Sen de “Galatasaray’a güzel şutlar hazırladım ama gol olur mu bilmiyorum” demiştin. Maçlardan önce kafanda bir canlandırma mı yapıyorsun?

Her maçtan önce bunu yaparım ama bu bir baskı gibi değil. İyi motive olurum. Arkadaşlarımla da neler yapmamız gerektiğini konuşurum. Bazı maçlardan önce maçta neler yapabileceğimi hissettiğimde oluyor.

Geleceğinle ilgili neler hissediyorsun?

Geleceği kimse bilemez ama birkaç yıl içinde benim için iyi şeyler olacak. Hissediyorum (gülüyor).

Bildiğim kadarıyla ailen Mardin’den İsveç’e göç etmiş. Aile büyüklerinden Türkiye’yle ilgili nasıl hikâyeler dinledin?

Türkiye’nin güzel bir ülke olduğunu, güzel bir iklime, verimli topraklara ve güzel bir kültüre sahip olduğunu anlatırlardı. İsveç’e göç etmeleri daha önce oraya giden akrabalarımız sayesinde olmuş.

Mardin’e hiç gittin mi ya da gitmeyi düşünüyor musun?

Ailem Mardin Midyat’tan göçmüş. Ben de özellikle Midyat’ı merak ediyorum. Hep gitmek istedim ama bir türlü olmadı. Fırsat bulduğum ilk anda gidip gezmek istiyorum. Babamın, amcamın, annemin nerede doğduklarını görmek istiyorum. Midyat’ta bir evimiz var. Gidince orada kalacağım. Midyat’ta kalan akrabalarımla tanışmak istiyorum.

Ailende başka futbolcular da var mı?

Pek yok aslında ama herkes futbolu seviyor. Mesela babamın İsveç’te tütün, şeker ve atlar için eğer sattığı bir dükkânı var. Bir taraftan da futbolu sevdiği için kendi kendine küçük futbolculara antrenörlük yapmaya başlamıştı. Şimdi 3. Lig’de bir takımı çalıştırıyor. Babam küçükken beni de çalıştırmıştı. Şimdi 12 yaşındaki kardeşimi yetiştiriyor.

Kaç yaşından beri İsveç Milli Takımı’nda oynuyorsun?

21 yaş altı takımında oynadım. A takımla sadece Kıbrıs Rum Kesimi’ne karşı forma giydim.

Malmö’de neler yaptın? 19 yaşında oraya giderken Ibrahimovic gibi popüler olmayı mı hayal ediyordun?

Orada dört yıl oynadım. Malmö’ye gitmek benim için büyük bir değişimdi. İsveç’in küçük bir takımından bir anda en büyük kulübüne gitmiştim. Benim için çok büyük bir olaydı çünkü Malmö’den birçok futbolcu dünyanın ünlü kulüplerine gidiyordu. Dediğin gibi Ibrahimovic en güzel örnek. Bir de transferimden hemen sonra ilk 11’de oynayınca hayatımın en mutlu günlerini yaşadım. Hedeflerim, hayallerim daha da güzelleşti. 2011’de o takımla beraber Avrupa Ligi’nde oynadım.

Gençlerbirliği’ne gelmeye nasıl karar verdin?

Teklifi aldığımda biraz kulübü araştırdım. Çok fazla parası olmayan ama büyük bir kulüp olduğunu, bir kültürü olduğunu öğrendim. Bana söyledikleri sürekli gelişen bir kulüp olduğuydu. Burası kariyerim için doğru bir durak. Kulüp çalışanları, teknik direktörümüz, takım arkadaşlarım… Hepsi çok iyi.

Röportaj Hilal Gülyurt Fotoğraf Barış Tekin

Four Four Two-Mart 2013