HABERLER

29 Temmuz 2015

İrfan Can Kahveci: Gençlerbirliği’nin yıldızını Avrupa’ da taşımak isterim!

Futbol hayatına nasıl başladın? Bize özetler misin?

7 yaşında ilkokula giderken bir arkadaşımın Gençlerbirliği’ne yazılmasıyla çok heveslendim. Kötü alışkanlıklardan korunmak için ailemin de isteğiyle ben de yazıldım. Futbol okuluna babam ile birlikte gittim ve yarım sezon sonunda beni başarılı bulup üst gruba aldılar. O sezon 1995 doğumlu kategorisi yoktu, o yüzden ben üst grup olan 94’lü grubuna alındım. 94’lü grubunda Atabey Çiçek ile beraber oynadık, daha sonra 95’li grubu açılınca oraya geçtik. Beni ilk seçen hocam Erol hocaydı. O günden sonra Gençlerbirliği’nden hiç ayrılmadım. Hacettepe’ye gelene kadar Gençlerbirliği’nin bütün yaş gruplarında oynadım. Hacettepe’ye gelmeden önce Veyis Kanber yönetiminde Gençlerbirliği’nin A2 takımında oynadım, takım halinde büyük bir başarı göstererek Türkiye 2.’si olduk.

Alt yapı kategorilerinde hangi hocalarla çalıştın? Senin futbol hayatına kimler yön verdi?
Erol Hoca ile başladım, daha sonra Yücel Hoca ile 3 sene çalıştım. Arada Düzgün Hoca ile ve en son A2 takımında Veyis hoca ile çalıştım. Benim hayatıma, Yücel ve Veyis’in hocanın yön verdiğini söyleyebilirim. O dönem sol bek oynuyordum, Yücel Hocanın forvet arkası oynatmasıyla futbolculuk hayatım farklı bir boyut aldı. Veyis Hoca da A2 takımında devamlılığını arttırarak bugünlere getirdi. Ama en çok emeklerden birini bana Ahmet Canatan hocam verdi. Müthiş bir adamdı ve çok iyi bir profesyoneldi. Allah rahmet eylesin.
İlk profesyonel sözleşmen ne zaman yapıldı?
A takıma Cem Onuk’un genel menajer olduğu döneminde çıkmıştım. 17 yaşındayken bana profesyonel sözleşmeye imza attırdı. Cem Hoca, kulübe gelir gelmez bana imza attırdıktan sonra bana çok destekleri oldu. Profesyonel sözleşme sonrasında 2011-12 sezonu sonunda oynanan Spor Toto Kupası maçlarında oynamıştım.

Kulüpte hiyerarşi nasıl işliyor? Gençlerbirliği A2 takımı, Hacettepe, Gençlerbirliği gibi mi?
Evet işleyiş öyle. Ama şampiyon olan A2 takımdan A takıma yükselen bir ben oldum. A2 takımı kadrosunda Berat Aydoğdu sol bekte, Veli Ortakçı ve Eren stoperde oynuyordu. Hacettepe’de beraber oynadığım bu isimler, Gençlerbirliği A2 takımın kadrosundan gelmişti. Hacettepe’de güzel bir sezon geçirdik ve takımı play-off’dan 2 lige yükselttik. Mustafa Kaplan Gençlerbirliği’ne geçince beni de çağırdı ve Süper Lig’de oynamaya başladım.

Mustafa Kaplan’ın senin üzerindeki rolü nedir? Bazı maçlarda gol atınca ona koştuğunu gördük.

Geçen sene Mersin maçında gol atınca Mustafa Kaplan’a koştum. Maç öncesinde gol atacağımı söylemişti, bende gol attım ve gol sevincimi Mustafa Hocayla kutladık. Mustafa Kaplan’ın benim üzerimdeki emeği oldukça fazla. Bizleri her maç öncesinde motive etmeye devam ediyor. Geçen sezonun başında Gençlerbirliği’nde kalıcı olabileceğimi düşünmüyordum. Hazırlık maçlarında oynadıktan sonra ligin ilk haftasında Mustafa Hocamız, beni son 5 dakikada oyuna dahil etti. Rize maçında oyuna girer girmez üzerime bir rahatlama geldi. Rize maçında oyuna girmem, benim için kırılma anı oldu diyebilirim. “Ben bu ligde oynarım” dedim.

Temposu yüksek bir ligde 19 yaşında oynamaya başladın. Maç içinde yorulduğunu, sana ağır geldiğini hissettiğin zamanlar oldu mu?

İlk başlarda oluyordu tabi. Tempoya ayak uydurunca alıştım. Yaptığım asistler ve goller sonrasında öyle bir şey hissetmemeye başladım. Fiziksel olarak da kendimi güçlendirmeye başladım. Bu sezon çok daha güçlü bir İrfan olacak sahada.
Geçen sene beraber oynadığın yabancı oyuncular sana neler kattı?
Stancu’nun profesyonelliği, Gosso’nun çalışması, Petrovic’in rahatlığından öğrendiklerim oldu. Bana önemli katkılarının olduğunu söyleyebilirim.

Takım kaptanı Doğa Kaya ile iletişiminiz nasıl?

Doğa abi ile beraber oynayınca kendimi çok güvenilir hissediyorum. O tam bir kaptan. Bizi hep destekleyici konuşma yaparak oyun içinde de motive ediyor. Saha içinde müsait pozisyonda şut vurmaya teşvik ediyor bizi. Hatta “Pas neden atmadın?” diyenlere de “Bırakın kaleye vursun” dediği de oluyor. Doğa abi, saha dışında hissedildiği gibi hırçın bir kaptan değil. Bize her zaman olumlu destekleri oldu. O da kulübün altyapısından gelmiş, çok zor zamanlar geçirmiş bir profesyonel. Bizim ilk geldiğimizde psikolojimizi en çok anlayan o oldu. Desteğini hep arkamızda hissettik. Hem saha içinde hem saha dışında.

Geçen sezon devre arasında aynı mevkide oynadığın HLeb transfer edildi. Bazı maçlarda yedek kaldın, bazı maçlarda kanata çekildin. Hleb’in gelmesi seni etkiledi mi? Ya da sana birşeyler kattı mı?
Hleb, yarım sezon oynadı. O kadar kısa sürede fazla bir diyalog kuramadık. Tartışmasız çok iyi oyuncuydu. Profesyonelliğiyle bu yaşına rağmen Süper ligdeki her takımda oynayabilir. Biraz daha diri olsaydı Dünyaca ünlü takımlarda oynamaya devam ederdi diye düşünüyorum. Kanatta oynadığım maçlarda kendimi istediğim gibi gösteremesem de elimden geleni yapmaya çalıştım.

Mustafa Kaplan’ın takımdan ayrılmasından sonra İrfan Buz ile geldi. İrfan Buz ile ilişkilerin nasıldı?
İrfan Buz’un ikili ilişkileri her oyuncuyla çok iyiydi. Oynuyor ya da oynamıyor diye oyuncu ayırt etmezdi. Her oyuncu ile diyalog kurardı. Genç oyuncuları oynatmayı çok severdi. Bize güveniyordu ve güvenini hissettiriyordu.

Geçen sezon en heyecanlandığın maç hangisi oldu?
Cizre deplasmanı çok farklı bir tecrübe idi. Cizre’ye giderken tabiki heyecanlandık. Tankla, zırhlı araçla maça gitmeye alışkın değiliz, hepimiz için ilk oldu. O günkü kadroda tek yabancı oyuncu olarak Antal vardı. Antal, bu durumdan çok etkilendi, soyunma odasına geldiğinde ağlamamak için kendini zor tuttu. Nasıl bir yere geldiğin anlamaya çalıştı uzun süre. Antal’ın durumuna çok üzüldüm. Kendini toparlaması uzun süre aldı.
Gençlerbirliği’nin altyapısı hakkında ne düşünüyorsun? Alt yapıda başarılı olunduğunda A takımda oynarız diye hissediyor muydunuz?

Ben pek hissedemedim. Takım arkadaşlarımın da hissettiğini düşünmüyorum. Mustafa Kaplan’ın A takıma çağırması, benim için büyük şans oldu. Alt yapıda başarılı oyunculardan kimler A takımda şans buldu ki? Son yıllarda Soner abiyi söyleyebiliriz sadece. Plan ve program halinde A takıma oyuncu çıkarılmıyor. Geçen sene toplu halde Hacettepe’den Gençlerbirliği’ne gelmemizi, şans olarak açıklıyorum. Biz çıktıktan sonra alt yapıda oynayan arkadaşlara güven geldi. “Biz de neden A takımda oynamayalım” demeye başladılar. Geçen senelerdeki olumsuz düşünce, sayemizde değişti diyebilirim. Geçen sene A takım alınmasaydım; Hacettepe formasıyla 2. Ligde oynamaya devam edecektim. Kendimi buna göre hazırlamıştım.
Bu seneki takımı nasıl görüyorsun?
Yabancı transferleri yapıldı. Takıma birbirine alışması biraz zaman alabilir. Takımda bazı mevkilerde eksikler olduğunu söyleyebilirim. Sağ ve sol açıkta hızlı bir oyuncuya ihtiyaç olabilir. Sağ bekte de alternatif bir oyuncu alınabilir. Ahmet Oğuz sağ bekte yalnız kaldı diye düşünüyorum. Takım bence yeterli değil. Takviyeler yapılmalı.

Takımda en iyi anlaştığın oyuncu kim?
Oyun içinde Moestafa El Kabir ile iyi anlaşıyoruz. El Kabir çok iyi bir oyuncu olduğu için oyun içinde anlaşmamız zor olmadı. İyi anlaşmanın sonucunda asistler de kendiliğinden gelmeye başladı. Arkadaşlık anlamında Hacettepe’den beraber geldiğimiz oyuncularla aramız çok iyi. Sadece sahada değil normal hayatımızı da birlikte geçiriyoruz.

Ankara futbol camiası seni izlemekten memnunuz ancak seni Avrupa’da izlemekten zevk alırız. Hedeflerin arasında Avrupa’nın önde gelen kulüplerinde oynamak var mı?
Tabiki, var. Menajerlerimle bu konuyu konuşuyoruz. Bu sene Süper ligde üst seviyede oynayıp Avrupa’ya gitmek istiyorum. Yurt dışı çok farklı bir platform. Mesela Arda Turan’ı burada ıslıklıyorlardı ama Avrupa’da kendini geliştirdi ve şu an Barcelona’ya imza attı. Avrupa’da antrenman teknikleri bile çok farklı. Futbolcunun kendini geliştirmesi için her türlü ortam var. Kendimi daha da çok geliştirmek için Avrupa’ya gitmek istiyorum. Özellikle İspanya Ligini kendime hedef alıyorum. La Liga’nın Süper lige de yakın olduğunu düşünüyorum. İlk başta İspanya’da bir takıma gidip kendimi geliştirmek istiyorum. Kendimi geliştirip Real Madrid’de forma giymek istiyorum. İlk hedefimde İstanbul takımlarında oynamak yok. Kendimi geliştirmek için çalıştığım bu yıllarda; İspanya’nın orta düzey takımlarını, İstanbul kulüplerine tercih ederim. Avrupa’da Real Madrid forması giyerken Barcelona’da oynayan Arda Turan’a karşı oynamak isterim. Arda Turan’a karşı oynayacağım El-Clasico’lar çok farklı olur.
Senin de Arda gibi top toplayıcılığı yaparken ki fotoğrafın var mı?
Olmaz mı? Gençlerbirliği’nde altyapıda görev yaptığım sürece bir çok maçta top toplayıcılığı yaptım. Maç kayıtlarından çok güzel fotolarımın çıkacağını düşünüyorum.

Ben nereye gidersem gideyim Gençlerbirlikli İrfan olarak anılmak istiyorum. Burada doğdum, burada yetiştim, burada büyüdüm. Başka bir takımla anılmak istemem. Koluma da Gençlerbirliği’nin armasında bulunan yıldızlardan oluşan bir dövme yaptırdım. Avrupa’da da Gençlerbirliği’nin yıldızını taşımak istiyorum.

Ankara’daki sosyal hayatın nasıl ilerliyor?
Bazen ailemle, bazen de arkadaşlarımla vakit geçiriyorum. Takım arkadaşlarımızla eğlendiğimiz zamanlar da oluyor. Herkes ile vakit geçirmeye çalışıyorum. Arkadaşlarla Hoqqa adlı bir eğlence mekanı var. Oraya gittiğimiz oluyor.
Ailenin kısa süredeki bu başarın hakkındaki düşünceleri nelerdir?
Tabiki, benimle gurur duyuyorlar. Ailem, küçüklüğümden beri her maçıma gelirler. Şimdilerde deplasmanlarda bile yalnız bırakmıyorlar.

Başkan İlhan Cavcav için ne düşünüyorsun?
Cavcav, bizim babamızdır. O da bizi oğlu olarak görüyor. Alt yapı maçlarında beni izlemeye gelirdi. Çok heyecanlanırdım onu görünce. Hocalarıma beni sorduğunda duyduğum mutluluğu anlatamam.
Hacettepe maçlarını izleyebiliyor musun? Gençlerbirliği’nde kimler forma giyebilir?
Burak Çolak ve Alaaddin Okumuş’un Gençlerbirliği’nde forma giyecek kapasitede olduğunu düşünüyorum. Alaaddin’in çok iyi bir sağ bek olduğunu söyleyebilirim. Süper ligin her takımında rahatlıkla oynayabilir. Burak Çolak da çok iyi oyuncu. Yakında Gençlerbirliği forması giyeceğini düşünüyorum.

Yeni sezonda Gençlerbirliği’nin fikstürünü nasıl değerlendiriyorsun?
Fikstür iyiye benziyor. 4 ve 5. hafta zorlu gibi biraz. Ayrıca 2. Hafta Eto’o karşı oynayacağım. Bu durum her oyuncuyu heyecanlandırır. Ronaldinho’nun Türkiye’ye gelmesini isterdim. Ronaldinho benim idolüm. Ronaldinho’ya karşı oynayabilseydim, maç sonunda kramponlarını, şortunu, her şeyini alırdım herhalde.
Türkiye’de örnek aldığın oyuncu var mı?
Arda Turan’ı çok beğeniyorum, aynı mevkide oynamıyoruz ama örnek alınacak bir oyuncu. Önceki yıllarda Alex De Souza’yı örnek aldığımı söyleyebilirim.
Geçen sene seni bazı kişiler eleştiriyordu. “İrfan, koşmuyor, defansa yardım etmiyor” diyorlardı. Bu eleştiriler için ne diyorsun?
Ben öyle düşünmüyorum. Oynadığım maç sonundaki istatistiklere bakınca takımın en çok koşan oyuncular arasında yer aldığımı görecekler. Maç içinde durmadan koşamazsın zaten. Stopere kadar gelip, geri dönmem de olağan değil. Neye göre koşmuyorlar diyorlar anlamıyorum. Bu eleştirileri yersiz ve hatalı buluyorum. Defansif yönümü de iyi görüyorum. Maçlara bakınca ne kadar top çaldığımı herkes görecektir.

17 numaralı formayı giyiyorsun, bunu hatta saçına kazıttın. 17’nin sırrı ne?
Ben şu an 17 numarayı giyiyorum ama 10 numaralı formayı giymek isterim. Ancak 17 numarayı ben seçtim. Gençlerbirliği’nde profesyonel sözleşmeye 17 yaşında imza attığım için 17 numarayı aldım. Şimdi hem formamda hem saçımda 17 numarayı taşıyorum.

Kariyerinde kaç kez kırmızı kart gördün?
Geçen sene Akhisar maçında kırmızı kart görmüştüm. Kariyerimdeki ilk kırmızı kart oldu. Alt yapıda oynarken hakem hatalı bir karar verip bana kırmızı kart vermişti. Pozisyonla benim ilgim yoktu. Öyle olduğu anlaşılınca kırmızı kart iptal edilmişti daha sonra. Hırçın bir oyuncu olduğum doğru ama kırmızı kart göreceğim anlamına gelmiyor bu.
Özellikle geçen sene hakemler haksız yere kırmızı kartlar gösterdi. Uğur Çiftçi’nin Kupa maçında gördüğü kırmızı kart haksızdı. Berat Tosun’un da kırmızı kartı aynı şekilde hatalıydı. Gosso ve Doğa abi de kırmızı kartlar gördü ama takım hırçın değildi. Verilen kırmızı kartlar bizi hırçın gibi gösterdi.
Takımın seçtiği kamp yerleri hakkında ne düşünüyorsun?
Bence Ankara’da kamp yapıyor olmamız iyi oldu. Bolu’ya gitmemizi anlamsız buluyordum.
Eğitimini nasıl sağlıyorsun?
Gazi Üniversitesi’nde BESYO Bölümü’nü kazandım ama gidemiyorum. Zaman ayıramıyorum.
Yabancı dil öğrenebiliyor musun?
Bu sene takım arkadaşlarım ile birlikte yabancı dil kursuna gideceğiz. Yabancı dil öğrenmek için elimden geleni yapıyorum. İlk önce İngilizce’yi öğrenmek istiyorum. Transfer olacağım ülkenin dilini de orada öğrenirim diye düşünüyorum. Takımdaki yabancı oyuncularla İngilizce konuşarak da yabancı dilimizi geliştirmeye çalışıyoruz.
İnstagram’da fotoğraf yorumlarınızı takip ediyorum da enteresan bir durum var. Yabancı oyuncular size Türkçe mesaj atıyor siz onlara İngilizce cevap veriyorsunuz? Bilerek mi yapıyorsunuz?
Biz onlara Türkçe’yi onlar bize İngilizce’yi öğretiyorlar. Çok keyifli bir arkadaşlık ortamımız var kulüpte. Bu da sosyal medyadaki paylaşımlarımıza yansıyor ister istemez.

KLASSPOR – BÜLENT ATLAS – AHMET SÜLAK